Blog

Direksiyonda Kim Var? 5 Sürücü ile Kontrol Yanılsaması

sürücüler ve stres altında alınan kararlar

Direksiyonda Kim Var?

Sürücüler, Senaryolar ve Kontrol Yanılsaması

İçinizdeki Ses Kimin Sesi?

Toplantı masasından kalktınız, herkes dağıldı ama siz hâlâ oradasınız.
Bedeniniz çıktı, zihniniz kaldı.

Beyniniz bir plak gibi takıldı:
“Keşke şunu deseydim… Neden o lafı ettim? Çok mu konuştum, yoksa suskun mu kaldım?”
Saatler geçti, siz hâlâ o odada dönüp duruyorsunuz.

Mükemmel Ol Sürücüsü:
Toplantı bitti, ama sizin için yeni başlıyor.
Her kelimeyi didik didik ediyorsunuz: “Daha iyisini yapabilirdim.”
Dışarıda hayat akıyor, siz takılı kaldınız.

Gece yarısı bir e-posta düşüyor telefonunuza.
“Yarın cevaplarım” diyebilirsiniz… ama parmaklarınız klavyeye yapışıyor.
Kimse sizden bunu istemedi ama siz yapmadan rahat edemiyorsunuz.

Acele Et Sürücüsü:
E-posta gece 23’te geldi.
Mantık “sabaha bırak” derken, içinizde başka bir ses yükseliyor:
“Hemen yapmazsan bir şeyler ters gidecek.”

Bir proje batıyor, ekip arkadaşınız uzatıyor eli:
“Yardım edeyim mi?”
Gülümsüyorsunuz: “Yok, ben hallederim.”

Güçlü Ol Sürücüsü:
İçeride fırtına koparken, dışarıya kapıyı kapatıyorsunuz.
“Zayıf görünmemeliyim.”

Sonunda bitirdiniz o raporu. Üç gece uykusuz.
Ama zihniniz çoktan bir sonrakine atladı.

Mükemmel Ol / Daha Fazla Çabala Sürücüleri:
“Dinlenmek mi? Hak etmedin daha.”

İş arkadaşınız geliyor:
“Buna bir bakar mısın?”
“Tabii” diyorsunuz.

Herkesi Memnun Et Sürücüsü:
“Hayır” iki saniye sürerdi.
Ama siz yine kendinizden verdiniz.

Bunlar rastgele alışkanlıklar değil.
Bunlar sürücüler.

Çocuklukta öğrendiğiniz, bugün sizi başarıya da götüren ama fark etmediğinizde sizi tüketen iç komutlar.

Koçlukta mesele onları susturmak değil.
Onları tanımak, adını koymak ve direksiyona yeniden geçmek.

Peki ya siz?
Hangi cümlede durup “bu ben” dediniz?

Kahler’in Gözlemi; Stres Altında Devreye Giren Kalıplar

1970’lerin başında klinisyen ve araştırmacı Taibi Kahler, danışanlarını çok yakından izledi: kelimelerini, ses tonlarını, beden dillerini, tepkilerini. Stres altında, zorlukla karşılaştıklarında ne yaptıklarını. Ve insanların büyük çoğunluğu, baskı altında, birbirinden ayrışan ama her biri tutarlı olan belli kalıplara giriyordu. Sanki içlerinde bir ses devreye giriyor, onlara ne yapmaları gerektiğini söylüyordu.

Kahler bu kalıplara drivers adını verdi. (Kahler & Capers, 1974). Türkçeye “sürücüler” olarak geçmiş ve açıkçası, tam oturmuyor. “Sürücü” aklımıza bir arabayı kullanan birini yani bir anlamda kontrol bizdeymiş gibi görünüyor ama aslında değil. Belki “itici güçler” daha yakın, belki “içsel zorunluluklar” ama literatürde “sürücüler” olarak yerleştiği için biz de bu yazıda aynı kavramı kullanacağız.

“Mükemmel ol.” “Güçlü ol.” “Herkesi memnun et.” “Çok Çabala.” “Acele et.”

Bu mesajlar erken çocukluk döneminde, ebeveynlerin ebeveyn ego durumundan aktarılıyor, hem sözlü hem sözsüz kanallarla. Sözsüz olanlar çok daha derine işliyor. Sarılmanın uzadığı ya da kısaldığı anlar. Sesin yumuşadığında övgü, gerildiğinde hayal kırıklığı. Çocuk henüz bu dinamiği kavramsal olarak anlayamıyor ama hissediyor ve hissettiklerinden sonuçlar çıkarıyor: “Güçlü durduğumda yanımda kalıyorlar.” “Mükemmel yaptığımda gözleri parlıyor.” “Hayır dediğimde hava değişiyor.”

Kimse “zayıf olma” demiyor doğrudan. Ama çocuk, yardım istediğinde havanın nasıl değiştiğini hissediyor. Kimse “ihtiyaçlarını sakla” demiyor ama sessiz kaldığında işlerin daha kolay aktığını fark ediyor. Söylenen şey değil, yaşanan şey öğretiyor ve o öğrenme zamanla bir ses haline geliyor: içten gelen, sorgulanmayan, “hep böyleydi zaten” diye kabul edilmiş bir ses.

Güç mü, Yük mü? Sürücülerin İki Yüzü

Sürücüler her zaman kötü mü? Hayır..
Hatta tam tersi: çoğu zaman sizi ayakta tutan, işe yarar, gerçek bir güç kaynağı.

“Mükemmel ol” sürücüsüyle gelen biri bir raporu iki kez okur, detayı kaçırmaz, işini özenle teslim eder. “Güçlü ol” sürücüsüyle gelen biri kriz anında çökmez, ekibin tutunduğu kişi olur. “Başkalarını memnun et” sürücüsü ilişkilerde ince bir empati ve güven inşa etme becerisi taşır. “Çabala” sürücüsüyle gelen biri karmaşık problemlerin içinde kalır, çoğunun bıraktığı noktada sebat ile devam eder. “Acele et” sürücüsü ise doğru bağlamda gerçek bir verimlilik gücüdür.

Ama burada kritik bir eşik var.
Sürücü esnek olduğunda yani “yapabilirim, seçiyorum” haline geldiğinde bu bir güç. Zorunlu hale geldiğinde yani “yapmak zorundayım, başka türlüsü olmaz” haline döndüğünde ise yük.

Geçiş çoğu zaman fark edilmeyebiliyor. Ses aynı ses, ama artık sizi taşımıyor; sizi sürüklüyor.

“Mükemmel ol” bir noktada hiçbir şeyin yeterli olmadığı bir iç eleştirmene dönüşüyor. “Güçlü ol” yardım istememeyi, hatta ihtiyaç duymamayı dayatıyor. “Başkalarını memnun et” kendi sınırlarını görünmez kılıyor. “Çabala” ne kadar uğraşılsa yetmediği, tatminin bir türlü gelmediği kronik bir hisse dönüşüyor. “Acele et” ise o anı yaşamayı imkânsız kılıyor.

Maslach ve Leiter’in tükenmişlik araştırmaları (1997)

Maslach ve Leiter’in tükenmişlik araştırmaları (1997) üç temel belirtiyi tanımlıyor: duygusal tükenme, işe ve ilişkilere karşı gelişen kopukluk, ve bir türlü yetmediği hissinden beslenen yetersizlik duygusu. Bu üçü bir araya geldiğinde tükenmişlik artık bir ruh hali değil, işlevsel bir çöküş haline geliyor.

Sürücülerle bağlantısı şu: her sürücü, yüksek talebe karşı geliştirilmiş bir uyum tepkisi. Başka bir deyişle, zorlu koşullarda hayatta kalmayı sağlayan bir strateji. Ama aynı strateji, kronik stresle birleştiğinde sistemi yavaş yavaş tüketiyor.

“Mükemmel ol” sürücüsü sürekli aktifse, hiçbir çıktı yeterli gelmiyor ve bu, tükenmişliğin yetersizlik bacağını besliyor.
“Güçlü ol” sürücüsü ihtiyaçları bastırmayı dayatıyorsa, duygusal tükenme sessiz sedasız birikiyor dışarıdan kimse fark etmiyor, içeride her şey yavaş yavaş boşalıyor.
“Başkalarını memnun et” sürücüsü sınır koymayı imkânsız kılıyorsa, enerji sürekli dışarıya akıyor, içeride bir şey kalmıyor.
“Çabala” sürücüsü tatmini erteliyorsa, yapılan her şey bir sonrakinin basamağına dönüşüyor ve dinlenmek için hiçbir zaman “yeterince” yapılmış olunmuyor.
“Acele et” sürücüsü zihinsel varlığı imkânsız kılıyorsa, o an yaşanmıyor ve yaşanmayan anların birikmesi kopukluğu derinleştiriyor.

Tükenmişlik çoğu zaman ani gelmiyor. Sürücüler uzun süre sessizce çalışıyor ta ki sistem artık taşıyamaz hale gelene kadar…

Toplantı Odası, E-posta, “Evet”

Yazının başındaki o sahnelere dönelim.

Toplantı sonrası zihinsel tekrar çoğunlukla “mükemmel ol” ya da “çabala” sürücüsünün izi. Gece gelen e-postaya hemen cevap genellikle “acele et” ya da “güçlü ol.” Hayır diyememek büyük ihtimalle “başkalarını memnun et.”

Bu bağlantıyı görmek önemli. Çünkü davranışı değiştirmeye çalışmak “bunu yapmayacağım artık” demek genellikle yetmiyor. Sürücünün altında bir inanç var: “Bunu yapmazsam ne olur?”

Sürücüler ve Yaşam Senaryosu: Aynı Hikâyeyi Tekrar Etmek

Senaryo bir yön belirliyor: “hayat böyle işler”, “ben böyle biriyim”, “ilişkiler böyle sonuçlanır” gibi derin bir inanç.

Sürücüler ise o yönde ilerlemenin yolunu döşüyor.

Koçluk Bağlamında Ne Görüyorum?

Sürücüler koçluk seanslarında genellikle doğrudan görünmüyor. Bir cümlenin içinde, bir sesin tonunda, bir duraksamada kendini ele veriyor.

Bu ses şu an sana hizmet ediyor mu, yoksa seni yoruyor mu?

Şimdi size sormak istediğim bir şey var.

Stres altında içinizdeki ses ne diyor? Neyi yapmanızı söylüyor? Ve o sesi dinlerken hayatınızda nelerden vazgeçiyorsunuz?

Ve o ses, çocukluğunuzda kimin sesine benziyor?

Sevgiyle kalın,
Ozlem Sezer


Kahler, T. & Capers, H. (1974). The miniscript.
Kahler, T. (1975). Drivers: The key to the process script.
Maslach, C. & Leiter, M. P. (1997). The truth about burnout.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *